Milan Kundera hayranı değilim ama sevdiğim de aşikâr. Yılın ilk yazısını, yılın ilk yarısında yazıyor olmak, bir dönem aktif bir şekilde yazıyor olduğum gerçeğini değiştirmediğinden kendimi bu gerçeklikle avutuyor ve yine kendime istirham ediyorum.
Neticede hepimiz alıştık. Mail kutunuza gelen yeni yazı bildirimi 2 gün sonra da gelebilir, 2 yıl sonra da. Bu bilinmezlik sizce de eğlenceli değil mi? (Minareye nasıl kılıf nasıl uydurulur? Kaç metre almak gerekir? Yorumlarda buluşalım)
tam olarak hangi rüzgâr attı?
Öncelikle özledim. Kendime “Orada Bir Köy Var Uzakta” şarkını armağan ederek devam etmek isterim. Burası da bizim küresel köyümüz malum.
Yakın zamanda Uketsu’nun “Tuhaf Resimler” kitabını okudum. Keyifli bir kurguydu. Ana karakterin (Ren) düzenli olarak blog yazdığı bir sitesi var. Kitabın olay örgüsü oradaki yazılarla doğrudan bağlantılı ve konuşulmaya değer olan kısmı şu ki bu web sitesi gerçekten açılmış.
İlgili yazılar, belirli tarihlere ayarlanmış. Kitabı okuması kadar sonrasında siteyi incelemesi de keyifliydi. Sitenin ara yüzü ve teması öyle nostaljik hissettirdi ki burayı özlediğimi ve yazmaktan duyduğum keyif kadar blog okumaktan duyduğum keyfi de hatırlattı…

Derseniz ki biz de bu keyfi alalım, biz de düzenli blog okuyalım, yok mu bir önerin? Yıllardır okumaktan çok keyif aldığım “Karalamalar/ Emre Sururi”yi öneririm. ODTÜ’de okuyup dersini alıyor olabilmeyi isterdim. (Matematiğim aynı fikirde değil ama orta yerde buluşuruz.)
Velhasıl; bir özlemdir tutturmuş giderim, ellerimde tanıdık kaygılar.
ilk yarı raporu
Merhabalar Falanca Hanım/Bey, yılın ilk yarısı raporumu ekte bulabilirsiniz. Teşekkürler.
Vay efendim şöyle yoğundum, böyle yoğundum değil de bir miktar önceliklerim değişti arkadaşlar. Böyle de bir açık yüreklilik. İkinci bir soyadı edinmekle de bağlantılı tarafları vardır elbet.
1.1. alo, vedat milör?
Kendimi 2003 yapımı “A Touch of Spice” filminde hissedercesine mutfakla ve yeni tatlarla haşır neşir olmaya başlarken buldum. Parmaklarını yeni keşfeden yenidoğanlar gibi “Bu koku reyhana mı aitmiş?” diye dolaşıyorum. Çocukluk arkadaşlarınızla çamurdan sonsuz tarif denemek gibi.
Filmi izlemediyseniz ve herhangi bir platformda varsa mutlaka izleyin. “Julie & Julia” tatlığında bir film.


1.2. “çiz dostum”
2025’in sonlarına doğru müthiş eğlenceli bir alışkanlık/ hobi edindim. Nereye gidersem gideyim, minik sketchbook’umu yanıma alıyorum. Hem anı günlüğü hem de çizim pratiği yapabilmek için özgürce karalama alanım oluyor. Bir bahar havasında kulaklığınızı takıp en sevdiğiniz şarkıyı dinleyerek yaptığınız yürüyüş gibi bir his.



Moskova’da yaşayan 22 yaşındaki tıp öğrencisi Nancy, bu konuda ilham kaynağım.💛 Kendi çizgilerinin çizdikçe elde edilebileceğinin ve mükemmelliyetçi kaygılarla yapılmayan çizimlerin daha tatlı olduğunu onunla öğrendim. Yaşlanıyoruz çocuklar, gençlerden öğreneceğimiz çok şey var. (30’a iki kala girdiğim triplerdir.)
Dolayısıyla hayatımın bu döneminde yazıdan çok çizime ağırlık verdiğim sugötürmez (cümle içinde kullanmak istedim) gerçek. Bunun yanı sıra düzenli ajanda tutmaya başladım.
Siz deyin ajanda, ben diyeyim günlük. Geri dönüp baktığımda her günü hem yazılı hem de görsel olarak incelemek çok keyifli oluyor.
Bunun gibi:


1.3. lé kolaj mösyö
Üniversite zamanlarımda kapı komşumun bana kazandırdığı kolaj alışkanlığım da hâlen sürmekte. Onu da farklı bir yazıda detaylıca anlatmayı istiyorum.
Birkaç yıl önce dergi ve gazetelerden kestiğim parçaları birleştirir, onlarla kolajlar yapardım. Şimdilerde kâh Pinterest’ten kâh galerimden cımbızladığım fotoğrafları bir dosyada toplayıp fotokopicinin yolunu tutuyorum. (Dükkan sayemde dönüyor.) Her birini sticker kâğıdına bastırıp defterimde harmanlıyorum.
Şunun gibi:

Anlayacağınız o ki yılın ilk yarısı; hobilerime yetişmeye çalışarak geçti. Sanılmasın ki uzayan mesailer ve sabahladığım günler olmadı…
İş hayatını, sosyal hayatı ve hobileri dengelemeye çalışırken “aaa benim bir de web sitem vardı” demeyi kendime borç bildim. (Rica ederim, her zaman)
Umarım yılın ikinci yarısı, mail kutunuzu “yine mi ece, yeter artık” derecesinde rahatsız edebilirim. Sepet sepet yumurta, sakın beni unutm….
Sevgiler,
Ece.